/

19 Ocak 2026

ApıFort Apı Recorder

ApiFort Api Recorder

Modern web uygulamaları artık tek bir backend servisiyle sınırlı değil. Mikroservis mimarileri, üçüncü taraf entegrasyonlar ve istemci tarafında yoğunlaşan iş mantıkları, uygulamaların çok sayıda API endpoint’iyle aynı anda iletişim kurmasına neden oluyor. Bu yapı içerisinde geliştirilen ya da test edilen bir sistemin gerçekten hangi API’leri kullandığını, hangi parametreleri gönderdiğini ve hangi veri akışlarının gerçekleştiğini net biçimde görmek her zaman mümkün olmuyor. Çoğu ekip bu ihtiyacı Swagger dokümanları, backend tanımları veya statik incelemelerle karşılamaya çalışıyor; ancak bu yöntemler uygulamanın çalışma anındaki gerçek davranışını birebir yansıtmakta yetersiz kalıyor.

Güncel web uygulamalarında API çağrılarının önemli bir bölümü dinamik olarak tetikleniyor. Belirli kullanıcı rolleri, özel aksiyonlar veya koşullu akışlar sonucunda çağrılan endpoint’ler, çoğu zaman dokümantasyonda yer almıyor ya da zamanla güncelliğini kaybediyor. Bu durum, API keşfi ve test süreçlerinde ciddi kör noktalara yol açıyor. Kağıt üzerinde var olan API envanteri ile tarayıcıdan akan gerçek trafik arasında fark oluştuğunda, testler eksik kalıyor; güvenlik analizleri ise yanlış varsayımlar üzerinden ilerliyor.

Bu noktada tarayıcı seviyesinde API trafiğini gözlemlemek kritik bir ihtiyaç haline geliyor. Frontend uygulamalar artık yalnızca görsel bir katman değil; backend’e gönderilen payload’ların şekillendiği, kullanıcı rollerinin ayrıştığı ve iş mantığının önemli bir bölümünün çalıştığı aktif bir bileşen konumunda. Gerçek API çağrılarını, uygulamanın doğal akışı içerisinde izleyebilmek; hangi endpoint’in ne zaman, hangi verilerle çağrıldığını doğrudan görmeyi mümkün kılıyor. Bu görünürlük sağlanmadan yapılan API testleri, çoğu zaman teorik kalıyor.

API Keşfinde Tarayıcı Tabanlı Bir Yaklaşım

Apifort API Recorder, bu ihtiyaca doğrudan yanıt veren tarayıcı tabanlı bir araç olarak konumlanıyor. Chrome uzantısı şeklinde çalışan yapı, aktif sekmede gerçekleşen fetch ve XHR tabanlı tüm API çağrılarını gerçek zamanlı olarak yakalıyor. Buradaki temel avantaj, herhangi bir proxy kurulumu, sertifika tanımlaması veya karmaşık yapılandırma gerektirmeden, uygulamanın doğal kullanım senaryosu içerisinde bu trafiğin kaydedilebilmesi. Kullanıcı uygulamayı normal şekilde kullanırken, arka planda akan tüm API iletişimi şeffaf biçimde görünür hale geliyor.

Gerçek trafik üzerinden API’leri gözlemlemek, dokümantasyon ile gerçek kullanım arasındaki farkı kapatma konusunda ciddi bir avantaj sağlıyor. Uygulama içerisinde gezinildikçe hangi endpoint’lerin aktif olarak kullanıldığı, hangi parametrelerin gönderildiği ve hangi header’ların zorunlu olduğu net biçimde ortaya çıkıyor. Bu sayede yalnızca dokümantasyonda yazan API’ler değil, gerçekten kullanılan API’ler üzerinden bir envanter oluşturmak mümkün hale geliyor. Özellikle zamanla büyüyen projelerde bu yaklaşım, unutulmuş ya da gözden kaçmış servislerin tespit edilmesini kolaylaştırıyor.

API Recorder’ın sunduğu çıktıların Postman koleksiyonu veya OpenAPI formatında dışa aktarılabilmesi, test süreçlerini doğrudan hızlandıran bir diğer unsur olarak öne çıkıyor. Gerçek kullanıcı davranışına dayalı API çağrılarının manuel olarak yeniden oluşturulmasına gerek kalmadan, birebir yakalanmış istekler üzerinden test senaryoları hazırlanabiliyor. Bu durum yalnızca fonksiyonel testler için değil, güvenlik testleri için de önemli bir kazanım sağlıyor. Sentetik örnekler yerine gerçek payload’lar üzerinden yapılan testler, daha isabetli sonuçlar üretiyor.

API güvenliği perspektifinden bakıldığında, birçok kritik zafiyetin tekil isteklerden ziyade isteklerin bağlamında ortaya çıktığı biliniyor. Yetkilendirme eksiklikleri, aşırı veri ifşası veya rol bazlı kontrol hataları; genellikle “normal” görünen API çağrıları üzerinden istismar ediliyor. Bu çağrılar çoğu zaman HTTP 200 yanıt kodlarıyla sonuçlandığı için, imza tabanlı ya da yüzeysel kontroller tarafından kaçırılabiliyor. Tarayıcıdan çıkan gerçek trafiğin analiz edilebilmesi, bu tür zafiyetlerin daha erken aşamada fark edilmesini mümkün kılıyor.

API Recorder kullanımıyla birlikte, hangi kullanıcı rolünün hangi endpoint’lere eriştiği, istemci tarafında hangi alanların gönderildiği ve backend’in bu isteklere nasıl yanıt verdiği net biçimde gözlemlenebiliyor. Bu görünürlük, hem geliştiriciler hem de güvenlik ekipleri için ortak bir referans noktası oluşturuyor. Uygulamanın gerçekten nasıl çalıştığına dair somut veriye dayanan analizler, varsayımlar üzerinden yapılan değerlendirmelerin yerini alıyor.

Apifort API Recorder’ın kullanımı, herhangi bir ek yapılandırma gerektirmeyecek şekilde sade tasarlanmıştır. Chrome uzantısı etkinleştirildikten sonra kullanıcı, uygulamayı normal akışı içerisinde kullanmaya devam eder; bu sırada aktif sekmede tetiklenen fetch ve XHR tabanlı API çağrıları otomatik olarak yakalanır. Yakalanan istekler host bazlı olarak görüntülenebilir ve takip edilmesi gereken servisler favori olarak işaretlenerek yalnızca ilgili request ve endpoint’lere ait API trafiğine odaklanmak mümkün hale gelir. İhtiyaç duyulduğunda bu istekler Postman koleksiyonu veya OpenAPI formatında dışa aktarılabilir; böylece API trafiğini yeniden üretmeye çalışmak yerine, gerçek kullanıcı davranışı sırasında oluşan çağrılar üzerinden test ve analiz yapılabilir.

Sonuç olarak API dünyasında en büyük risklerden biri, farkında olunmayan ya da doğru anlaşılmayan API’lerdir. Tarayıcıdan akan gerçek trafiği görünür kılmak, bu belirsizliği ortadan kaldırmanın en etkili yollarından biridir. Apifort API Recorder, küçük ve sade bir araç olmasına rağmen sağladığı görünürlük sayesinde API keşfi, test ve güvenlik süreçlerinde stratejik bir değer üretir. Gerçek veriye dayalı analiz yapmak isteyen ekipler için bu yaklaşım artık bir tercih değil, modern API yaşam döngüsünün doğal bir parçası haline gelmiştir.

Benzer İçerikler